Mustafa Sarıgül: Seçilmiş bir milletvekili hapishanede değil, parlamentoda olmalı

Türkiye Değişim Partisi Genel Başkanı Mustafa Sarıgül, TBMM’de; “Milletin temsilcileri olarak bize düşen görev, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin itibarını sonuna kadar korumaktır. Bu itibarı korumak için yürütme ve yargının, yasamanın emrine girmesini göz ardı edemeyiz. Buna kesinlikle izin vermeyiz. Milletvekili mazbatasını alan Sayın Can Atalay’ın hala hapiste tutuluyor olması gerçekten demokrasi adına kabul edilemez. Milli iradeyi ve demokrasiyi savunmak hepimizin görevi ise seçilmiş bir milletvekilinin şu anda hapishanede değil, parlamentoda olması gerekir” dedi.

CHP’den Erzincan Milletvekili seçilen Türkiye Değişim Partisi Genel Başkanı Mustafa Sarıgül, bugün TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Seçimlere ve parlamentoda neler yapacağına dair değerlendirmelerde bulunan Sarıgül, şunları söyledi:

“DEMOKRASİLERDE HER OY EŞİT AĞIRLIĞA SAHİPTİR VE BU EŞİTLİK DEMOKRASİNİN NAMUSUDUR, ŞEREFİDİR”

“Milletimiz kendisini yönetecek kadroları seçme hakkını kullanmış ve aynı zamanda da iktidara da muhalefete de önemli mesajlar vermiştir. İktidarıyla muhalefetiyle bize düşen görev bu mesajları iyi okumak ve değerlendirmektir. Muhalefet seçim sonuçlarından kaygılara kapılıp ‘demokratik, laik cumhuriyet tehdit altındadır’ asla ve asla dememelidir. İktidarda, ‘biz kazandık herkes kendini buna göre ayarlasın’ şeklinde bir tavra girmemelidir. İktidar partilerinin ve özellikle ülkeyi yönetme sorumluluğu taşıyanların, muhalefete verilen oylara çok daha fazla saygı göstermesi gerekir. Demokrasilerde her oy eşit ağırlığa sahiptir ve bu eşitlik demokrasinin namusudur, şerefidir. Hepimiz Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin vatandaşlarıyız ve hepimiz eşit vatandaşlarız. AK Parti ve Sayın Erdoğan’a oy vermeyen vatandaşları bir kenara itmek doğru değildir.

“DEMOKRASİ BİLİNCİ ÜLKEMİZDE YERLEŞMİŞTİR. BUNLAR ÇOK ÖNEMLİ KAZANIMLARDIR”

Türkiye seçim geleneği olan, parlamento geleneği olan bir ülkedir. Demokrasi bilinci ülkemizde yerleşmiştir. Bunlar çok önemli kazanımlardır. Türkiye’nin teminatı demokrasidir ve bu kazanımlardır. Siyasi görüşlerimiz farklı olabilir ama ülkemiz ortak paydamızdır, bayrağımız ortak paydamızdır, demokrasi ortak paydamızdır, cumhuriyet ortak paydamızdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin görevi bu kazanımları ve bu ortak paydaları korumaktır. ‘Türkiye Büyük Millet Meclisi milli iradenin tecelligahıdır’ diyorsak ‘Türkiye Büyük Millet Meclisi demokrasinin kalbi’ diyorsak, halkın oylarıyla milletvekili seçilen avukat Can Atalay bugün mutlaka burada olmalıydı.

“MİLLETİN TEMSİLCİLERİ OLARAK BİZE DÜŞEN GÖREV, TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’NİN İTİBARINI SONUNA KADAR KORUMAKTIR”

Milletin temsilcileri olarak bize düşen görev, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin itibarını sonuna kadar korumaktır. Bu itibarı korumak için yürütme ve yargının, yasamanın emrine girmesini göz ardı edemeyiz. Buna kesinlikle izin vermeyiz. Milletvekilleri mazbatasını alan Sayın Can Atalay’ın hala hapiste tutuluyor olması gerçekten demokrasi adına kabul edilemez. Milli iradeyi ve demokrasiyi savunmak hepimizin görevi ise seçilmiş bir milletvekilinin şu anda hapishanede değil, parlamentoda olması gerekir.

“BAŞLAYAN YENİ YASAMA DÖNEMİNDE ÇÖZÜM BEKLEYEN CİDDİ SORUNLARIMIZ BULUNUYOR”

Başlayan yeni yasama döneminde çözüm bekleyen ciddi sorunlarımız bulunuyor. İktidar ve muhalefetin ortaklaşa bu sorunlara çözüm bulmamız lazım. Ülkemizin borcu borçla ödemekten mutlaka kurtulması lazım. İşsizlikle özellikle geçim sıkıntısıyla, yoksullukla ve enflasyonla mutlaka mücadele etmemiz gerekir. Üretime dayalı bir ekonomi modeline geçmemiz şart. Onun içinde önümüzdeki günlerde ekonomik milliyetçilik modelimizi sizlerle paylaşacağım. Eğitimde mutlaka fırsat eşitliği sağlanması şart bunu önümüzdeki günlerde sizlerle paylaşacağım.

“MECLİS ÇATISI ALTINDA SİYASETE SEVGİ, SAYGI DİLİNİ GETİRMEK İÇİN CANLA BAŞLA MÜCADELE EDECEĞİM”

Türkiye’yi başkalarının ürettiği gıda maddesine muhtaç olmaktan mutlaka çıkarmalıyız. Çünkü Türkiye’miz önemli bir tarım ülkesidir. Bütün bunları yapabilmek için birbirimizi dinlememiz lazım. Birbirimizi anlamamız lazım birbirimize saygı göstermemiz lazım. Ortak bir zemin bulmak için sürekli çaba göstermemiz şarttır. Bu konuda üzerime düşen görevi yerine getirmeye çalışacağım. Siyasetin dilinden ve yapılış şeklinden şikayet eden bir siyasetçi olarak Meclis çatısı altında siyasete sevgi, saygı dilini getirmek için canla başla mücadele edeceğim. Münakaşa değil, müzakere siyaseti yapmayı parlamentoda en önde tutacağım. Bu yeni dönemde can Erzincan’ımın sesi olacağım, can Erzincan’ımın sorunlarını parlamentoda, gündem dışı konularda, kanun tekliflerinde Meclis araştırmasında, Plan ve Bütçe Komisyonu başta olmak üzere birçok komisyonda dile getireceğim.

“KİME YAPILIRSA YAPILSIN HAKSIZLIĞA KARŞI ÇIKACAĞIM HER ZAMAN ADALETTEN YANA OLACAĞIM”

Kime yapılırsa yapılsın haksızlığa karşı çıkacağım her zaman adaletten yana olacağım. Tarafsız cumhurbaşkanı, güçlü Meclis, bağımsız yargıya dayanan demokratik parlamenter sistemi savunmaya devam edeceğim. Herkesin barış içerisinde, eşitlik içerisinde, refah içinde, adalet içinde yaşadığı bir Türkiye için koşmaya devam edeceğim. Yeni yasama döneminin ülkemize, milletimize bütün siyasi partilere hiçbir siyasi parti farkı gözetmeden bütün vatandaşlarımıza hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyorum. Yeni yasama döneminde parlamentodaki siyasetteki deneyimlerimi bütün yurttaşlarımla paylaşmaya, bütün milletvekillerimizle paylaşmaya devam edeceğim.

“TÜRKİYE 36 YIL ÖNCEKİ TÜRKİYE DEĞİL; BEN DE 36 YIL ÖNCEKİ MUSTAFA SARIGÜL DEĞİLİM”

Türkiye 36 yıl önceki Türkiye değil; ben de 36 yıl önceki Mustafa Sarıgül değilim. 36 yıl önce buraya geldiğim zaman daha heyecanlıydım. Yumruğu çıkarıp kürsüye vuruyordum. Şimdi yumruğumu çıkarıyorum ve cebime koyacağım. 36 yıl önceki Meclis’in aynı düzende olmasını arzu ederim. 36 yıl önceki Meclis’in kürsüsü, düzenlemesi, Meclis’in dizaynı çok başkaydı. Meclis’in eski halini alması içinde grup başkanvekilleriyle bire bir temas yapacağım. Türkiye Cumhuriyeti’ndeki en eski Meclis gerçekten haşmetiyle, kürsüsüyle çok başka bir olaydı. O gün ben Meclis’e girdiğim zaman bir tarafta Süleyman Demirel vardı, bir tarafta Prof. Erdal İnönü vardı, bir tarafta Özal vardı. Çok tecrübeli duayen siyasetçiler vardı hepsinden çok şey öğrendim. Onların hepsinin mekanı cennet olsun. Benim için duygusal bir an, 36 yıl önce buraya geldiğim zaman anneciğim, babacığım sağdı keşke onlar hayatta olsaydı.

“SAYIN GENEL BAŞKANIMIZ KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Ben Erzincanlıyım; etrafı dağlık, ortası bağlık bir yerden geliyorum. Ben Erzincanlıyım; rüzgarının sert, delikanlısının mert olduğu bir yerden geliyorum. Türkiye Değişim Partisi genel başkanı olmaktan onur ve gurur duyuyorum bütün arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Ama benim bütün arkadaşlarım ahde vefaya çok önem verir. Kişisel olarak elbette ağırlığımız vardı. Ben Erzincanlı yurttaşlarıma teşekkür ediyorum, büyük bir oy farkı yakaladık. Hayatlarında ilk defa Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy veren yurttaşlarım oldu ama bilelim ki Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal kimliği olmasaydı seçilme şansım çok zayıftı. O nedenle biz vefalıyız. Hiç olmasa diğer arkadaşlarımız yeminlerini yapsalardı, o çatı altında girdiler ondan sonra keşke istifa etselerdi. Bizde öyle bir şey olmaz bizde vefa vardır, delikanlılık vardır ve mertlik vardır. Önümüzdeki günlerde arkadaşlarımızla da değerlendirme yapacağız. Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanında olmaya devam edeceğiz.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir