Cüneyt Arkın’dan set anıları: Filmde olduğum gibi hayatta da yoksuldum!

‘Kara Murat’ karakterine hayat verdiği filmler başta olmak üzere çok izlenen birçok projede yer alan, son olarak geçtiğimiz yıl ‘Kuruluş: Osman’ dizisinde kamera karşısına geçen Cüneyt Arkın hayatını kaybetti.

Kalbinin durması sebebiyle 85 yaşında hayata gözlerini yuman usta sanatçının ardından Instagram paylaşımları gündem oldu. Sosyal medyayı aktif olarak kullanan ve zaman zaman setlerde yaşadıklarını takipçilerine anlatıyordu. İşte usta jönün Yeşilçam’da yaşadıkları…

“KORKUKLARA TUTUNDUĞUM AN”

Dublör kullanmasıyla bilinen ve aksiyon sahnelerinde rol almaktan hiç çekinmeyen Arkın, bu paylaşımına şu notu düşmüştü:

Hiç kaza yaşadınız mı setlerde?’ diye sormuş gençler… Ufak tefek bir şeyler oldu anlatayım birini sanırım adalet filmi çekimiydi balkonda çekmemiz gereken tehlikeli bir sahne var. Balkonun duvarına çıktım sahne başladı bir anda ayağım kayıp aşağı düşerken korkuluklara tutunduğum an böyle yansımış kameraya.

“BEN NASIL BİR HAYVANMIŞIM, BİRAZCIK OLSUN SEZMEDİM”

Merhum sanatçı Münir Özkul ile bir karesini yayınlayan Arkın, “Filmde ben yoksul bir gençtim. Gönül Yazar zengin bir kızı oynuyordu. Kırmızı, spor, üstü açık bir arabası vardı. Film çekimleri dışında beni yanına oturtur, gezerdik. Sinema oyunculuğuna yeni başlamıştım. Aldığım üç beş kuruşla, borçlarımı kapattığımdan, aslında filmde olduğum gibi hayatta da yoksuldum. Genç, güzel, şöhretli bir kadın yanımda kırmızı spor araba altımda bir hayali yaşıyordum.
Tahta kulübenin önünde Gönül Yazar’la bir sahnemiz vardı. Münir ve Tanju da dert ortaklarımızdı. Sahne, Gönül Yazar’ın ısrarlı sorunlarıyla başlıyordu. Ben az konuşan, asla kendini açık etmeyen bir kişiliktim. Ama bir yerde Gönül yazar öylesine can evimden vuruyordu ki, ister istemez yaralı yüreğimi sonuna kadar açtım. O, an aylarca süren bostan bekçiliğinde yaşadığım korkunç, yalnızlık, dost köpeklerim, vefalı sıpam, asla genç kızlıklarını yaşayamayan ablalarım, elleri nasırlı anam, kamburu çıkmış babam. Açlıklarımız, toprağı kazıp çıkardığımız acı köklerle karnımızı doyurmaya çalışmalarımız, cehalet, yoksulluk, çaresizlik, açlık işte bunları tek tek yaşayarak konuşmaya başladım” ifadelerini kullanmıştı.

Usta oyuncu, sözlerine;  “Senaryodan çıkmış artık düpedüz kendimi anlatıyordum. Çıt yoktu. Set etkilenmişti. Gözyaşlarımı silip sustum. Kamera da sustu.
Münir Özkul bir garip kalktı, içeri girdi. Onu takip ettim. Pencere kıyısına oturmuştu. Yüzünde deniz vardı. Ağlıyordu. Yanına oturdum. Elini tuttum. Öteki eliyle beni sardı. ‘kardeşim’ dedi. ‘sen ne korkunç acılar çekmişsin, nasıl dayandın, nasıl yaşayabildin. Ben nasıl bir hayvanım ki, birazcık olsun sezmedim.’ Başımı omuzuna koydum. Çocuğuna yaptığı gibi, kocaman bir merhametle, usul usul saçlarımı okşadı” diye devam etmişti.

“SAKIN GÖZLERİNE BAKMA ÖLÜRSÜN”

Türkan Şoray ile bir karesini yayınlayan Cüneyt Arkın, gönderisine; “Türkan’la ilk filmimi çekerken “Sakın gözlerine bakma ölürsün” dediler. Kim gencecik yaşta ölmek ister ki? Karşılıklı ilk sahnemizde bu lafı çıkaramıyorum aklımdan. Kulaklarına, alnına, çenesine falan bakıyordum hep repliklerimi söylerken. Türkan nezaketten susuyor ama ben bir türlü istenen oyunculuğu veremiyordum. Sonunda “Ölürsem öleyim” diye isyan ettim ve baktım gözlerine.
Gözler göz değil gözistandı, memleket türküsüydü. Türkan o kadar alçakgönüllüdür ki, çocuk gibi darılır, çocuk gibi sevinir. Çok büyük aşk filmleri çektik birlikte. Genç kadınlar, delikanlılar özel hayatlarında bizim gibi sevip, bizim gibi aşık oluyorlardı.” notunu düşmüştü.

HÜZÜNLENDİREN HİKAYE

Cüneyt Arkın, 1960’lı yıllarda Bebek’te çekilen gençlik fotoğrafına gelen “Çok iyi yaşadınız” yorumu üzerine karenin hikayesini anlatmıştı. Tıp fakültesinde okurken, inşaatlarda çalıştığını belirten ünlü isim, “İlk iki yılımı Sirkeci’de bir otel odasında iki inşaat işçisiyle geçirdim. Okuldan sonra inşaatlarda çalışırdım” demişti.

Stajdan sonra hasta bakıcılığı yaptığını söyleyen usta oyuncu, “Görevim, hastaya acil durumda müdahale etmekti. Tabii yeri geldiğinde adamı tıraş da ediyordum, altını da temizliyordum. Ev sahiplerinin artık yemeklerini önüme koymaları çok ağrıma giderdi. İlk paramı aldığımda fırına koşup, paranın hepsiyle ekmek aldım” demişti.

Arkın, “Ekmekleri görünce açlık korkumu yeniyor, huzur buluyordum. Yıllar sonra bile kaldığım otel odalarında baş ucumdaki komodinin üzerine bir somun ekmek koyar, ancak ona bakarak uyurdum” ifadelerini kullanmıştı.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.